FAYDALI BİLGİLER
  Dolandırıcılık Suçu
 
 
DOLANDIRICILIK SUÇU 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
Dolandırıcılık  
MADDE 157. - (1) Hileli 
davranışlarla bir kimseyi 
aldatıp, onun veya 
başkasının zararına olarak, 
kendisine veya başkasına 
bir yarar sağlayan kişiye bir 
yıldan beş  yıla kadar hapis 
ve beş bin güne kadar adlî 
para cezası verilir.  
 Madde 503 Bir kişiyi kandırabilecek nitelikte 
hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun 
veya başkasının zararına, kendisine veya 
başkasına haksız bir  menfaat sağlayan kişiye 
bir yıldan üç yıla kadar hapis ve sağladığı haksız 
menfaatin bir misli kadar ağır para cezası
verilir.                              
     Fiili, mağdurda esasen var olan hatadan, hile 
ve desise kullanmak suretiyle yararlanarak 
gerçekleştiren kişi hakkında da birinci fıkrada 
yazılı ceza uygulanır.                                                   
GENEL OLARAK DOLANDIRICILIK SUÇU 
                 Dolandırıcılık suçu 765 sayılı yasada 503. maddede 
tanımlanmıştı. Buna göre  bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve 
desiseler yaparak hataya düşürerek veya mağdurda esasen var olan 
hatadan hile ve desise kullanmak suretiyle yararlanarak  onun veya 
başkasının zararına, kendisine veya başkasına haksız bir  menfaat 
sağlamak  dolandırıcılık suçunu oluşturuyordu.  
                  5237 sayılı yasa dolandırıcılık suçunun basit  şeklini 157. 
maddede tanımlamıştır. Bu tanıma göre   hileli davranışlarla bir kimseyi 
aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya 
başkasına bir yarar sağlamak  dolandırıcılıktır. Yeni hükümle eski hüküm 
arasındaki farklardan biri yeni düzenlemede desise terimine yeni hükümde yer 
verilmemiş olmasıdır. Bunu yanı  sıra  hataya düşürmek ibaresi yerine yeni 
hükümde  aldatma ibaresine yer verilmiştir. Yeni düzenlemede de suçun 
oluşabilmesi için, fail tarafından yapılan hilenin etkisiyle, kendisine hile yapılan 
veya bir üçüncü kişi zararına  ve  fail  veya  bir  üçüncü  kişi yararına haksız bir 
menfaat elde edilmiş olması gerekir. 
                  765 sayılı yasada dolandırıcılık suçu için öngörülen özgürlüğü 
bağlayıcı cezanın süresi 1 yıldan 3 yıla kadar hapisti. 5237 sayılı yasa ise cezanın 
alt sınırını yine 1 yıl olarak düzenlemiş ancak üst sınırı 5 yıla çıkarmıştır. Ayrıca 
765 sayılı yasada öngörülmüş olan nispi para cezası yerine dolandırıcılık suçu 3
ile elde edilmiş olan haksız menfaatin tespit edilmesindeki zorluk nedeniyle adli 
para cezası kabul edilmiştir.  
                           Öncelikle  şunu belirtmeliyiz ki, mevcut Ceza Kanununda 
dolandırıcılık suçu iki fıkradan oluşurken yeni kanunda buna ilişkin madde tek 
fıkradan oluşmaktadır. Eski kanunun 503. maddesinin 2. fıkrasında yazılı
“Fiili, mağdurda esasen var olan hatadan, hile ve desise kullanmak 
suretiyle yararlanarak gerçekleştiren kişi hakkında da birinci 
fıkrada yazılı ceza uygulanır”  şeklinde bir hüküm yeni kanuna ilave 
edilmemiştir. Çünkü yeni dolandırıcılık düzenlemesinde ikinci fıkranın pek bir 
önemi kalmamıştır. Zaten eski kanunun 503. maddesinin her iki fıkrası da yeni 
kanunun 157. maddesinin tek fıkrasında birlikte düzenlenmiş diyebiliriz.  
                          Eski kanunda dolandırıcılık suçunun maddi ögesini oluşturan 
hareketler hile ve desise  şeklinde belirtilmişti. Yeni kanun ise sadece hileli 
davranışlardan bahsediyor. Burada bir anlam farkı var mıdır? Burada bir fark 
olmadığı düşünülmektedir. Çünkü eski kanun zamanında da hile ve desise her 
ikisi birlikte anlamı kuvvetlendirmek için kullanılıyordu. Bu açıdan hile 
ibaresinin yanında desise ibaresine ayrıca gerek yoktu.  
                           Ancak eski kanunda hile ve desisenin  kandırabilecek
nitelikte yapılmış olması öngörülüyordu. Yeni kanunda böyle bir düzenlemeye 
gerek duyulmamıştır. Esas olarak  mukayeseli hukukta yapılan bazı
düzenlemelerde de dolandırıcılık suçu açısından hile ve desisenin 
kandırabilecek nitelikte olması gerektiği gibi bir koşul konulmamıştır. Nitekim 
şu an yürürlükte olan TCK.nun 503. maddesinin mehazını teşkil eden  İtalyan 
Ceza Kanununda yapılan değişiklikle de hilenin kandırabilecek nitelikte olması
gerektiği gibi bir koşula yer verilmemişti. 
                            Hile ve desisenin kandırabilecek nitelikte olması neyi ifade eder? 
Öğretide “kandırabilecek nitelikte” kavramına birçok anlamlar yüklenmiştir. 
Özellikle bu kavramdan dolayı özel hukuk hilesi, ceza hukuku ilkesi 
ayrımları yapılmış ve hilenin dolandırıcılık suçunun unsuru olabilmesi için belli 
bir ağırlıkta olması gerektiği ileri sürülmüştür. Dolayısıyla basit bir yalan ya da 
susma  şeklinde ödeme yeteneğini gizlemiş olmak kandırabilecek nitelikte bir 
hile olarak görülmemiştir. Mevcut kanun bakımından ağırlıkla bu görüş
savunulmuş ve birçok Yargıtay kararlarında da bu görüş kabul edilmiştir.  
                           Yeni kanunda yapılan bu değişiklikle hilenin eskiden olduğu gibi 
belli bir ağırlığa ulaşması gerektiği gibi bir koşulu aramamıza gerek 
kalmayacaktır. Kısacası yeni kanuna göre eğer failin yalanı mağduru 
kandırmışsa, aldatmışsa bu durumda dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Eski 
uygulamada belirli bir ağırlığa ulaşmayan yalanın dahi mağduru aldatması
mümkün olabilirdi, ancak bu dolandırıcılık suçunu oluşturmuyordu. Örneğin 
ödeme yeteneğinin olmadığını bildiği halde bir lokantaya giden ve yemek 4
siparişi veren kişi, ödeme yeteneğinin olmadığını gizlemek suretiyle 
lokantacının bu konudaki beklentisini boşa çıkarmış oluyor. Kısacası bugünkü 
durumda hilenin belirli bir ağırlığa ulaşmış olması zorunluluğu aranmadığı için 
belirli bir durumda konuşma hukuksal yükümlülüğü altında bulunan kişinin 
susması da “hileli davranış” sayılabilecektir. 
                          Bu nedenle uygulamada artık karşılıksız yararlanma eylemlerinin 
somut olaylara göre dolandırıcılık suçu olarak değerlendirilebilmesi, bu 
konunun en azından tartışılabilmesi mümkün hale gelmiştir. 
                          Yeni ceza kanunu bakımından eski kanunun 521/a maddesindeki 
karşılıksız yararlanma eylemlerine ceza uygulanacak mıdır? Yeni ceza 
kanunumuz ihmali eylemlerin cezalandırılabilmesi için özellikle bazı suç 
tiplerini göz önüne almıştır.Örneğin işkence suçunda, kasten öldürme suçunda, 
yaralama suçunda ihmali hareketlerin cezalandırılabileceğine dair düzenlemeler 
var. Dolayısıyla diğer suçlar bakımından ihmali hareketlerin 
cezalandırılabilmesi mümkün müdür? Sorusu ortaya çıkıyor. Burada denilebilir 
ki, madem kanun sadece belli suçların ihmali hareketle işlenebilmesini 
mümkün görerek çeşitli düzenlemeler yapmış o halde bunların dışındaki 
suçların ihmali hareketle işlenebilmesini kanun koyucu istemiyor denilebilir. 
                           Nitekim dolandırıcılıkla ilgili kanun maddesinde de ihmali bir 
hareketten söz edilmemiş. Ancak kanunun 157. maddesinin gerekçesinde 
dolandırıcılık suçunun ihmali bir hareketle de işlenebileceği belirtiliyor. Bu 
ibarenin kanun metninde yer almış olması biraz önce sözü edilen itirazı tümden 
yok etmiyor.  
                           Dolayısıyla karşılıksız yararlanma eylemleri açısından 1991 
yılından önce hırsızlık mı, dolandırıcılık mı yoksa hukuki mesele mi olduğu 
hususunda var olan tartışma bundan sonra da aynen devam edecek gibi 
görünmekte ama bu eylemin hırsızlık olmayacağı çok açık.Çünkü zilyedin 
rızasına aykırı olarak alma bu eylemlerde söz konusu değil. 
                             Zannederim bundan sonra bu tür eylemlerde hilenin mağduru 
aldatması konusunda somut olaylara göre değerlendirmeler yapılacaktır. Bu 
konuda Yargıtayın içtihadı uygulamacılar açısından sorunu bir ölçüde 
çözebilecektir. 
                             Diğer yandan, ETCK’da yer verilen dolandırıcılık suçundaki hile 
ve desisenin belirli bir ağırlığa ulaşmasının aranması nedeniyle  karşılıksız çek 
keşide etmek fiillerinin dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı kabul 
edilmekteydi.YTCK açısından ise muhatap bankada yeterli karşılığı olmadığını
bilerek çek keşide eden kişinin, “hileli bir davranış” gerçekleştirmiş sayılacağı
için, dolandırıcılık suçu çerçevesinde cezalandırılması mümkündür. Eğer fiil 
ayrıca 3167 sayılı kanunun 16. maddesi kapsamına giriyorsa, fikri içtima 5
kuralları gereği (YTCK m. 44), failin en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı
cezalandırılması gerekir. 
-DOLANDIRICILIK SUÇUNUN AĞIRLATICI NEDENLERİ- 
                               5237 sayılı kanunda bu suçun ağırlatıcı nedenleri 158. 
maddede düzenlenmiştir.  
1.Ağırlatıcı Neden - dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle 
dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi 
suretiyle,
765 sayılı kanunda buna 
karşılık gelen bir hüküm 
yoktu. 
                                Birinci fıkranın (a) bendinde 765 sayılı eski TCK’da yer 
almayan bir nitelikli hal düzenlenmiştir. 
                                Bu hükme göre, dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve 
duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel  şekline göre 
daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. 
Burada dikkat edilmesi gereken  husus, dinin bir aldatma aracı olarak 
kullanılmasıdır.
                               Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi için, dinî inanç ve 
duygular, aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalıdır. Suçun oluşabilmesi için, 
dinî inanç ve duyguların kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirilen hile ile 
haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
2.Ağırlatıcı Neden - kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya 
zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli 
durum veya zor  şartlardan yararlanmak 
suretiyle, 
MADDE 504/5. 
Bir kimseyi içinde bulunduğu 
tehlikeli veya zor durumdan 
kurtarmak  bahanesiyle,                   6
                    765 sayılı kanunun 504. maddesinin 5. bendinde bir kimseyi 
içinde bulunduğu tehlikeli veya zor durumdan kurtarmak bahanesiyle 
dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmişti. 5237 sayılı
kanun bu ağırlatıcı nedeni biraz farklı şekilde düzenlemiştir.765 sayılı
kanundaki  düzenlemedeki ‘tehlikeli veya zor durumdan  kurtarmak’ ifadesi 
metinden çıkarılmış onun yerine ‘tehlikeli veya zor  şartlardan yararlanarak’  
ifadesi metne konulmuştur. 
                             ETCK’da nitelikli halin gerçekleşmesi için kişiyi bu durumdan 
“kurtarmak bahanesiyle” suçun işlenmesi aranırken; YTCK bu durum ve 
koşulardan “yararlanma”yı nitelikli halin gerçekleşmesi bakımından yeterli 
görmektedir. Bu durum, suçun işlenmesindeki kolaylık göz önünde 
bulundurularak nitelikli hal sayılmıştır. 
    Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor  şartlar, 
başkalarına güven duymaya en fazla ihtiyaç duyduğu anlardır. Kişinin örneğin 
doğal bir afete veya trafik kazasına maruz kalmasından ya da hastalığı yüzünden 
içine düştüğü çaresizlikten yararlanılarak aldatılması daha kolaydır. Bu 
nedenle, birinci fıkranın (b) bendinde, dolandırıcılık suçunun kişinin içinde 
bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlenmesi, 
bu suçun temel  şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir 
durum olarak kabul edilmiştir. 
   
3.Ağırlatıcı Neden - kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından 
yararlanarak dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından 
yararlanmak suretiyle,  
765 sayılı kanunda buna 
karşılık gelen bir hüküm 
yoktu. 
                                Birinci fıkranın (c) bendinde 765 sayılı eski TCK’da yer 
almayan bir nitelikli hal düzenlenmiştir.  
                                 Buradaki  nitelikli halin gerçekleşmesi bakımından karşı
tarafın yaş küçüklüğü, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi nedenlerle “algılama 
yeteneği zayıflamış” olması gerekir.  
                                 Nitelikli halin gerçekleşmesi bakımından karşı tarafın bizzat 
fail tarafından böyle bir duruma düşürülmüş olması gerekmediği gibi, bu 
durumun ortaya çıkmasında karşı tarafın bir kusurunun bulunup bulunmadığı
da önem taşımaz. 7
                                 Bununla birlikte nitelikli halin gerçekleşmesi, karşı tarafın 
algılama yeteneğinin “zayıflamış” olması koşuluna bağlıdır. Bu yüzden akıl 
hastalığı veya fazla yaş küçüklüğü nedeniyle karşı tarafın fail tarafından 
başvurulan bir davranışın “hileli” olduğunu algılama ve anlayabilme yeteneğine 
sahip olmaması durumunda, bu kişinin “aldatılması”ndan söz edilemeyeceği 
için, bu suç değil, duruma göre hırsızlık suçu oluşabilir. 
   
4.Ağırlatıcı Neden - kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek 
kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin 
araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek 
kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel 
kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,  
765 sayılı kanunda 
buna karşılık gelen bir 
hüküm yoktu. 
                              Hileli davranışın gerçekleştirilmesinde belirtilen kurumların 
araç olarak  kullanılması, suçun işlenmesinde sağladığı kolaylık nedeniyle 
nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bentte sayılan kuruluşların “araç” olarak 
kullanılması nitelikli halin gerçekleşmesi için yeterli olup, bunların ayrıca 
suçtan zarar görmüş olmalarına gerek yoktur.  
                              ETCK’da nitelikli halin gerçekleşmesi, yalnızca “kamu kurum 
ve kuruluşları”nın araç olarak kullanılmasını gerektirmekte iken; YTCK, bunun 
yanında ayrıca “kamu meslek kuruluşları” ile “siyasal parti, vakıf ve dernek 
tüzel kişiliklerinin” araç olarak kullanılmasını da nitelikli hal kapsamına 
almıştır. 
                         Hangi kurum veya kuruluşların “kamusal” nitelik taşıdığı, o 
kurumun statüsünü düzenleyen mevzuata  göre belirlenir.Her ne kadar bentte 
“kamu meslek kuruluşları”ndan söz edilmekte ise de, bununla anlatılmak 
istenen “kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları”dır. Bu anlamda kamu 
meslek kuruluşu, eczacılar odası, tabip odası, baro, gibi “belli bir mesleğe 
mensup olanların ortak gereksinimlerini karşılamak, mesleki faaliyetlerini 
kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmesini 
sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile halk ile olan ilişkilerinde 
dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak 
maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleridir” (Any. m. 135). Nitelikli 
halin uygulanması bakımından söz konusu tüzel kişiliğin yerel veya üst 
örgütlerinin suçta araç olarak kullanılmış olması önem taşımaz. 8
5.Ağırlatıcı Neden - kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak 
dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık 
suçunun;  
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının 
zararına olarak, 
 MADDE 504 
7.  Kamu kurum ve kuruluşlarının veya 
kamu yararına çalışan hayır 
kurumlarının zararına olarak,                  
   
                  765 sayılı kanunda dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve 
kuruluşlarının veya kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına olarak 
işlenmesi ağırlatıcı neden olarak öngörülmüştü. 
                            5237 sayılı kanunda da aynı düzenlemeye yer verilmiştir.Ancak 
yeni düzenlemede mağdurun sadece kamu kurum ve kuruluşları olması hali bir 
ağırlatıcı neden olarak kabul edilmiş,  kamu yararına çalışan hayır kurumları
maddeye dahil edilmemiştir. 
6.Ağırlatıcı Neden - bilişim sistemlerinin, banka veya kredi 
kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi 
kurumlarının araç olarak kullanılması
suretiyle, 
MADDE 504/3. 
 ……. banka  veya kredi 
kurumlarını ……. vasıta olarak 
kullanmak suretiyle,                         
                                     Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya 
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci 
fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. 
Bilişim sistemlerinin ya da birer güven kurumu olan banka veya kredi 
kurumlarının araç olarak kullanılması, dolandırıcılık suçunun işlenmesi 
açısından önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Banka ve kredi kurumları
açısından dikkat edilmesi gereken husus, bu kurumları temsilen, bu kurumlar 
adına hareket eden kişilerin başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleridir. 
                                      Örneğin, internetten alış veriş yaparken bizden bir kredi 
kartı numarası isteniliyor. Biz de başkasına ait bir numarayı veriyoruz. Mal bize 
gönderiliyor. Burada bilişim sistemleri kullanarak yapılan bir dolandırıcılık söz 
konusudur. 
  9
7.Ağırlatıcı Neden - basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan 
yararlanmak suretiyle dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı
kolaylıktan yararlanmak suretiyle, 
765 sayılı kanunda buna 
karşılık gelen bir hüküm 
yoktu. 
    
                               (g) bendinde, dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının 
sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi bu suç açısından bir 
nitelikli unsur olarak belirlenmiştir. 
                             ETCK’da “haberleşme araçları”nın kullanılmasından 
söz edilmekte iken, YTCK “basın ve yayın araçlarının sağladığı
kolaylıktan yararlanmak”tan söz etmektedir. Bu nitelikli halin 
gerçekleşmesi için basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesinde 
özel bir kolaylık sağlamış olmaları şarttır. 
8.Ağırlatıcı Neden - Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket 
adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında veya 
kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında işlenen 
dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD E.TCK HÜKMÜ 
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
h) Tacir veya  şirket yöneticisi olan ya da  şirket adına 
hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; 
kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti 
kapsamında, 
765 sayılı kanunda 
buna karşılık gelen bir 
hüküm yoktu.
                                      Birinci fıkranın (h) bendinde, ticari faaliyeti meslek olarak 
icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, dolandırıcılık suçunun 
tacir veya  şirket yöneticisi olan ya da  şirket adına hareket eden kişilerin ticari 
faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti 
kapsamında işlenmesi, bu suçun temel  şekline nazaran daha ağır cezayı
gerektiren bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir.  10
9.Ağırlatıcı Neden - serbest meslek sahibi kişiler tarafından, 
mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye 
kullanılması suretiyle dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, 
mesleklerinden dolayı kendilerine 
duyulan güvenin kötüye kullanılması
suretiyle, 
MADDE 504/8. 
  Meslek ve görevlerini yaptıkları
sırada avukatlar, dava vekilleri, 
vekiller veya kurum yöneticileri 
tarafından,                 
                                 Bu bendin uygulanabilmesi için, failin “serbest meslek 
mensubu” olması ve suçu da “mesleği gereği” kendisine duyulan güveni kötüye 
kullanmak suretiyle işlemesi gerekir. Suçun meslekten dolayı kendilerine 
duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi arandığından, failin 
yerine getirdiği mesleğin suçun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması
aranmalıdır.  
10.Ağırlatıcı Neden - Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis 
edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla 
dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık 
suçunun; 
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca 
tahsis edilmemesi gereken bir kredinin 
açılmasını sağlamak maksadıyla,
MADDE 504 
 1. Banka veya diğer kredi 
Kurumlarınca tahsis edilmemesi 
gereken bir kredinin açılmasını
sağlamak maksadıyla,                          
                                   (j) bendinde, dolandırıcılık suçunun banka veya diğer kredi 
kurumlarından, esasta tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını
sağlamak amacıyla işlenmesi bir nitelikli unsur olarak tanımlanmıştır. Banka 
veya kredi kurumundan bir kredinin temini amacıyla hileli davranışlarda 
bulunulması  ve  buna  dayalı olarak kredi adı altında bir yarar sağlanması
durumunda bu nitelikli unsur oluşacaktır. Kredi kurumu deyiminden banka 
olmamasına karşın, kanunen borç para vermeye yetkili kılınan kurumlar 
anlaşılır.  11
11.Ağırlatıcı Neden - sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
MADDE 158. - (1) Dolandırıcılık suçunun; 
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, 
MADDE 504- 2. Sigorta 
bedelini almak maksadıyla,
                                 (k) bendi, sigorta edenin dolandırılmasına ilişkindir. Failin 
sigorta edilen veya sigorta bedelini alacak kimse olması şart değildir. Keza, 
sigorta edilen riskin türü de önemli değildir.  
12.Ağırlatıcı Neden - kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, 
onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin 
gördürüleceği vaadiyle aldatarak menfaat elde etme suretiyle 
dolandırıcılık- 
YENİ TCK MD ESKİ TCK MD 
MADDE 158. - (1) 
Dolandırıcılık 
suçunun; 
(2) Kamu 
görevlileriyle 
ilişkisinin 
olduğundan, onlar 
nezdinde hatırı
sayıldığından 
bahisle ve belli bir 
işin gördürüleceği 
vaadiyle aldatarak, 
başkasından 
menfaat temin eden 
kişi, yukarıdaki 
fıkra hükmüne göre 
cezalandırılır.  
Madde 278                                
    Her kim olursa olsun resmi meclisler azasından yahut 
Devlet memurlarından biri nezdinde hatırı sayıldığını
yahut onlarla münasebeti bulunduğunu iddia ederek 
haklarında vuku bulacak tavassutta medarı teşvik yahut 
mükafat olmak üzere yahut aza veya memurun 
himayesine mukabil onlara verilmek veya onlara 
verilmesi lazım gelen hediye veya mükafata sarf 
olunmak bahanesiyle kendi yahut başka bir kimse 
hesabına para veya sair menfaat alır veya kabul eder 
veya bunların verilmesine vaad alırsa bir seneden beş
seneye kadar hapis olunur  ve bin liradan az olmamak 
üzere temin veya vaad olunan menfaatin üç misli ağır 
para cezası alınır.                                                                   
    Fail milletvekili veya siyasi parti kademelerinde fiili 
vazife almış olduğu takdirde yukarıdaki cezalar üçte 
birden yarıya kadar artırılarak hükmolunur.     
Ayrıca faile amme hizmetlerinden memnuniyet cezası
da verilebilir.               
    Fail, Devlet memurlarından ise cezasına müebbeten 
memuriyetten mahrumiyet cezası ilave olunur.                   
                                   Maddenin ikinci fıkrasında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununda 
bağımsız bir suç olarak tanımlanan “nüfuz ticareti”, dolandırıcılık suçunun bir 12
nitelikli  şekli olarak tanımlanmıştır. Bu hükme göre; kamu görevlileriyle 
ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir 
işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, 
dolandırıcılık suçunun nitelikli şeklinden dolayı cezalandırılacaktır 
-DOLANDIRICILIK SUÇUNDA HAFİFLETİCİ NEDENLER- 
                                 TCK.nun 159.  maddesi eski kanunda bulunmayan bir 
hafifletici nedene yer vermiştir. Buna göre, dolandırıcılık suçunun bir hukuki 
ilişkiye dayanan alacağı tahsil etmek amacıyla işlenmesi halinde bu hüküm 
uygulanacaktır. Bu halde eylem şikayete tabidir. 
                                Diğer  yandan 167. maddede düzenlenen  şahsî 
cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren  şahsî 
sebep ile 168. maddede düzenlenen etkin pişmanlık indirimi 
dolandırıcılık suçunun yeni düzenlemesinde de uygulama alanı
bulacaktır. 
                                  Ancak eski düzenlemeden farklı olarak dolandırıcılık sonucu 
elde edilen haksız kazancın miktarına göre belirlenen ağırlatıcı ya da hafifletici 
neden yeni düzenlemede söz konusu değildir. 
                                                                                     Muhammet Murat ÜLKÜ 
                                                                                   21 Şubat 2005-Çorum 
YARARLANILAN KAYNAKLAR 
1-DÖNMEZER Sulhi, “Kişilere ve Mala Karşı Cürümler” 15.bası,1998, İstanbul 
2-DURSUN Selman, “Malvarlığına Karşı Suçlar“ HPD-Hukuki Perspektifler Dergisi-Sy.2-
Sonbahar 2004-sf.190 
3-ERDEM Mustafa Ruhan, “Yeni Türk Ceza Kanunu’nda Malvarlığına Karşı Suçlar”, 
http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/makale.htm 
4-ERDEM Mustafa Ruhan, “Karşılıksız Yararlanma Suçları“ HPD-Hukuki Perspektifler 
Dergisi-Sy.2-Sonbahar 2004-sf.134 
5-ESENAL Ersin, “Malvarlığına Karşı İşlenen  Suçlar-765  s.  TCK-5237    s.  TCK”  ,  İstanbul               
2005 
6-Yeni Ceza Adalet Sisteminin Tanıtımına Dair Ankara Seminerleri-Doç Dr. 
Mustafa Ruhan Erdem’in sunumu-06.01.2005- Ankara Büyük Anadolu Oteli
 
 İletişim Bilgilerimiz
Firma Adı : GÜNDOĞDU AMBALAJ İTH. İHR. VE DIŞ TİC. A.Ş.
Telefon : +90 216 598 14 23
Faks : +90 216 379 45 72
Gsm : 0 532 569 41 81
Adres : Esenler Mah. Malazgirt Cad. Mavi Boncuk Sok. No:8 Pendik-İstanbul
E-mail : info@gundogduambalaj.com.tr
E-mail : satis@gundogduambalaj.com.tr
 
    Copyright ® 2011 - Gündoğdu Ambalaj Tüm Hakları Saklıdır  - Gizlilik Sözleşmesi